
İstanbul’da 2007 yılının sonlarında hizmete açılan bir toplu taşıma sistemi/aracı var: Metrobüs! Sevgili İETT‘ye göre Metrobüs’ümüz Topkapı-Avcılar arası süresi 22 dk’ya indirdi. Bunun yanı sıra 2009′un başına Söğütlüçeşme mevkine yapılan istasyon ile iki kıta Metrobüs hattı ile bağlanmış oldu. Ulaşımı kolaylaştırdığı, iki mesafe arasındaki süreyi -bir yere kadar- kısalttığı kabul edilmesi gereken bir gerçek. Ancak bunun yanında Metrobüste garip olaylar oluyor.
Bu gece Bilecik’ten İstanbul’a trenle yolculuk ettim. Söğütlüçeşme istasyonunda inerek Metrobüs’e geçtim. Çünkü Beşiktaş‘a Metrobüsle gelmek daha kolay diye düşünüyorum. Metrobüs yolculuğum esnasında bir şeyi farkettim. Bu Metrobüs’ün bir sistemi var… Hani öyle kenarda köşede yazan kurallara felan dayalı değil bu sistem ancak her yolcu bu kurallara kendiliğinden uyuyor. Sanki önceden oturduk ve bu kuralları kararlaştırdık… Metrobüsün ana duraklarında -Söğütlüçeşme, Zincirlikuyu, Topkapı, Avcılar- yolcular metrobüse sadece oturmak için biniyor. Yani sadece koltuklara oturacak kadar insan metrobüse biniyor. Kimse ayakta dikilmek için binmiyor. Geriye kalan insanlar bir sonraki metrobüsü beklemeye devam ediyor. Sonra ne oluyor? Bir sonraki durakta insnalar metrobüse biniyorlar ama akıllarında “oturmak” yok. Çünkü biliyorlar yer kalmadığını ve ayakta durabildiklerine şükrediyorlar. Sonra ki durakta binenler ise daha aralarda kalan boşluklara sıkışmaya çalışıyorlar. Yine kendilerini binebildikleri için şanslı hissediyorlar. Sonraki durakta ise durum biraz daha sıkıcı oluyor. Metrobüsün kapıları açılıyor ve içeriden iki kişi iniyor ancak aynı anda 10 kişi araca binmek için hücum ediyor. Sıkışabilen 8 kişi biniyor, bir kişi de kapıdan zorla biniyor. Geriye kalan son bir kişi bir sonraki metrobüste şansını denemek için hazırlık yapmaya başlıyor. Yani metrobüsler balık istifi…
Read more

