İstanbul’da Yaşama Sanatı

Dostumun kütüphanesinde bir kitap var. Göz göze geldikçe savaşa giriyoruz. O diyor “beni çabuk oku!” ben diyorum “git başımdan, şimdi sırası değil!” ama yok, vazgeçmiyor. Geçen gün yanından selam verip geçtim, herhangi bir tartışmaya girmemek için ama kitap arkasını dönmüştü. Küstü mü yoksa deyip kanadı kırlımış bir kuş gibi elime aldım kitabı. Arka yüzdeki tanıtım yazsını okuyunca kendimi tutamadım ön sözünü de okuyuverdim. Sonra bir baktım ki kitabı bırakamıyorum. Az kalsın uykusuz bırakacaktı beni. Defol git diyerek kütüphaneme salladım. Şimdi sakin sakin uyuyor. Çünkü biliyor ki onu kısa zamanda okuyacağım.

Kitabın ismi “İstanbul’da Yaşama Sanatı“, A. Haluk Dursun‘un kaleminden çıkan eser 10 yıl önce Ötüken Yayınları aracılığı ile edebiyat severlerle buluşmuş. Kitabın arka yüzündeki yazıda beni etkileyen şu dizelere yer vermeden devam etmek istemiyorum:

Eğer ele geçmezse sevdiğimiz,
Çare ne? eldekini sevmeliyiz!

Nostaljiye Reddiye başlıklı bir yazı ile başlayan kitapta yazar; imparator şehir İstanbul‘da kaybettiğimiz değerler için ağlamak yerine elde bulunan güzelliklerin, değerlerin kıymetinin bilinmesini ve onlar ile İstanbul’da yaşanması gerektiğini vurguluyor. Kitap, İstanbul’da bulunan tarihi ve kültürel değerler -şu an bulunan ve kimsenin dikkatini çekmeyen- ele alınıyor ve bunların nasıl değerlendirileceğinden bahsediyor. Yazar, İstanbul’u sevemeyen kişilerin ilk önce orada yaşamasını öğrenmesi gerektiğini daha doğrusu İstanbul’un tarihini ve eski insnaların orada nasıl yaşadığını bilmesi gerektiğini savunuyor.

Türkçesi İstanbul gezi rehberi, Fransızcası İstanbul’da Yaşama Sanatı kitabını; İstanbul’u sevemeyen (küçük bir ihtimal), İstanbul’da kayda değer birşeyler yapmak isteyen, Türk-İslam kültürüne ne olmuş ki böyle diye düşünen kişilere şiddetle öneriyorum. Okumadan İstanbul’da yaşamaktan zevk almaya kalmayın! 😀

Kitabı buradan satın alabilirsiniz: İstanbul’da Yaşama Sanatı – A.Haluk Dursun