Bitti: Bayan McGinty’nin Ölümü

Bayan McGinty'nin Ölümü - Agathe Christie

Bir süre önce Agatha Christie‘nin Bayan McGinty’nin Ölümü adlı kitabını satın almıştım. Genelde bir kaç oturuşta kitapları bitirirm. Böyle kötü bir huyum var. Başladığım kitabı bırakmak istemem kolay kolay. Bu yüzden de kitap okumak son bir kaç yıldır nadir yaptığım işlerin arasına girdi. Ne zaman bir kitabı okumaya kalksam yeterli zaman bulamayacağımı düşünüp kitabı bırakıveriyordum. Neyseki “Bayan McGinty’nin Ölümü” kitabını üçüncü elime aldığımda bitirdim. Bu da tren yolculuğuma denk geldi ve çok iyi oldu. 🙂 Zaten uyuyamadığım tren yolculuğuna heyecan katmış oldum. Tren yolculuğundan önce bir kaç defa masa başına oturup okumayı denemiştim ama 60 sayfadan fazlasını okumayı başaramamıştım. Yaklaşık 4 saatlik tren yolculuğunu değerlendirmeyi düşündüm ve 3 saat gibi bir sürede geriye kalan 200 sayfayı okuyuvermiştim. Kitabı bitirince canım sıkıldı, çünkü yol henüz bitmemişti. Uykum da gelmemişti ne yazıkki. Kitabı okurken bana Fahir Atakoğlu‘nun As One ve Fahir Atakoğlu 2 albümleri eşlik etti. Okumaya devam et Bitti: Bayan McGinty’nin Ölümü

Metrobüs ve Yolculuk Sistemi(!)

Metrobüs - İstanbul

İstanbul’da 2007 yılının sonlarında hizmete açılan bir toplu taşıma sistemi/aracı var: Metrobüs! Sevgili İETT‘ye göre Metrobüs’ümüz Topkapı-Avcılar arası süresi 22 dk’ya indirdi. Bunun yanı sıra 2009’un başına Söğütlüçeşme mevkine yapılan istasyon ile iki kıta Metrobüs hattı ile bağlanmış oldu. Ulaşımı kolaylaştırdığı, iki mesafe arasındaki süreyi -bir yere kadar- kısalttığı kabul edilmesi gereken bir gerçek. Ancak bunun yanında Metrobüste garip olaylar oluyor. 🙂 Bu gece Bilecik’ten İstanbul’a trenle yolculuk ettim. Söğütlüçeşme istasyonunda inerek Metrobüs’e geçtim. Çünkü Beşiktaş‘a Metrobüsle gelmek daha kolay diye düşünüyorum. Metrobüs yolculuğum esnasında bir şeyi farkettim. Bu Metrobüs’ün bir sistemi var… Hani öyle kenarda köşede yazan kurallara felan dayalı değil bu sistem ancak her yolcu bu kurallara kendiliğinden uyuyor. Sanki önceden oturduk ve bu kuralları kararlaştırdık… Metrobüsün ana duraklarında -Söğütlüçeşme, Zincirlikuyu, Topkapı, Avcılar- yolcular metrobüse sadece oturmak için biniyor. Yani sadece koltuklara oturacak kadar insan metrobüse biniyor. Kimse ayakta dikilmek için binmiyor. Geriye kalan insanlar bir sonraki metrobüsü beklemeye devam ediyor. Sonra ne oluyor? Bir sonraki durakta insnalar metrobüse biniyorlar ama akıllarında “oturmak” yok. Çünkü biliyorlar yer kalmadığını ve ayakta durabildiklerine şükrediyorlar. Sonra ki durakta binenler ise daha aralarda kalan boşluklara sıkışmaya çalışıyorlar. Yine kendilerini binebildikleri için şanslı hissediyorlar. Sonraki durakta ise durum biraz daha sıkıcı oluyor. Metrobüsün kapıları açılıyor ve içeriden iki kişi iniyor ancak aynı anda 10 kişi araca binmek için hücum ediyor. Sıkışabilen 8 kişi biniyor, bir kişi de kapıdan zorla biniyor. Geriye kalan son bir kişi bir sonraki metrobüste şansını denemek için hazırlık yapmaya başlıyor. Yani metrobüsler balık istifi…
Okumaya devam et Metrobüs ve Yolculuk Sistemi(!)

Uzak Durun CeBIT’ten!

CeBIT 09

7 – 11 Ekim tarihleri arasında teknoloji meraklısı ziyaretçilerini TÜYAP fuar merkezinde ağırlayan (!) CeBIT Bilişim Eurasia’a (Avrasya’nın en büyük iş geliştirme ve teknoloji platformu (!)) katıldım. Beşiktaş’dan kalkıp TÜYAP’a gitmesi tam tamına 2 saat sürdü. Zincirlikuyu’dan bindiğim metrobüste kendimi hemen bir koltuğa attım ve Avcılar’a kadar ayağa kalkmadım. Avcılar’dan sonra TÜYAP’a kadar zorlu bir otobüs yolculuğu da bizi bekliyordu. Neyse fuar alanına yola çıktıktan tam iki saat sonra varabildik. Anlaştığımız üzere Yunus Emre ile buluşup fuara girdik. Ancak yorgunluktan mı yoksa açlıktan mı bilmiyorum hiç bir şey dikkatimi çekmedi. Donanım meraklısıyım fakat bu alanda hiç bir şey göremedim. Geçen seneki COMPEX daha iyidi. Dil kursalarının ikide bir karşıma çıkıp zorla broşür vermeleri, standlarının yanından geçerken bir şeyler söylemeye çalışmaları CeBIT hakkında düşündüğüm tüm olumlu düşüncelerimi silmeme sebep oldu. Zaten fuar alannda dolaştıkça karşıma garip garip firmalar çıkmaya başladı. Çoğu uzak doğu firmaları… TurkSat standında saat 15:00’da geleceği söylenen Nil Karaibrahimgil ile ilgili macera ise tam bir muamma. 15:15’te standın önüne geldik, arkadaşın ısrarları üzerine… Beklemeye başladık, oradaki kalabalık gibi. Standtaki bir sunucu görünümlü bir insan insanların heyecanını canlı tutmak için mükemmel bir efor sarfediyordu. Okumaya devam et Uzak Durun CeBIT’ten!

Merhaba

world_globe22.02.2009 tarihi itibarı ile ***** alan adını almış bulunuyorum. Daha önceki tecrübelerime dayanarak WordPress blog sistemini uygun buldum. Blogumda bilişim teknolojileri konuları ağırlıklı olarak bahsedeceğim. Bir hafta boyunca haber merkezlerini meşgul eden önemli teknolojik gelişmlerden de haftalık haber olarak ele alacağız. Şimdilik planlarım bu kadar.:)