Akıllı Kartına da Sana da

Yıldız Tenik Üniversitesi bu dönemin başlarında kampüs kapılarına turnikeler yerleştirdi. Ana girişte zaten vardı ama girmek için kart okutmak gerekmiyordu, yada çıkmak için. Bu turnikelerin görevi öğrenci giriş çıkışlarını yönetmek. Giren de elindeki kartı okutuyor çıkan da… Elimizdeki kartlar nereden mi geldi? Kartların yarısını İş Bankası yarısını Yıldız Teknik Üniversitesi veriyor. Yani kart aslında bir bankamatik kartı ancak üzerinde Yıldız Teknik Üniversitesi Öğrenci Kimlik kartı basılı, kısaca paso… Bu kartların dağıtılması başlı başına bir olaydı, onu geçtik giriş-çıkışlara konulan turnikelere okutarak girmek-çıkmak başka bir olay. Nesi zor bu işin derseniz, aslında bir zorluğu yok. Önceden güvenlik görevlilerine gösterdiğimiz diktörtgen şeyi şimdi turnikelerdeki okutma bölümlerine gösteriyoruz.

Şimdi işin komik tarafına gelelim. Turnikede bulunan okutma yeri ile “geç” ışıklarının yandığı yer aynı yüzde, aynı hizada. Yani dalgınlıkla kartı ışıklara tutmanız olası. İlk başlarda ben hiç şaşırmıyordum, kartımı gösterip geçiyordum ancak arkadaşım -can dotum güzel insan M.K.- genelde okutmayı beceremiyordu ve güvenlik görevlilerine kartı okutma macerası yaşatıyordu. Bu duruma bende bazen gülüyor, dalga geçiyordum…

Ve bu gün! Elektrik(elektronik de olabilir.) Malzeme Bilgisi dersinin ilk vizesinden çıktım… Sınavın verdiği dalgınlıkla ve arkadaşlarla konuşa konuşa ön kapılardaki turnikeler ilerledim. Kartı cebimden çıkarıp gösterdim turnike amcaya… Okumadı, gözünün içine soktum… Okumadı, kartı ters çevirdim… Okumadı, gözünü çıkarırcasına yine üsteledim ancak banamısın demedi… İçimden “la bu neden okumadı bunu, hemen de bozulmuş salak şeyler, hay ben senin şimdi… cüzdanın içindeyken okursun aha şimdi elimle tutuyorum aptal, okusana lan!” diye söylenirken… Arkadaki güvenlik görevlisinin “oraya okutursan geçemezsin tabii” gibi bir şeyler söylediğini ve gülümsediğini farkettim. Aaaa! O da ne? Ben de arkadaşım gibi kartı ışıklı yere tutuyordum… Bunu anlayınca tam kendime hem kızıp hem gülerken arkadan bir kızın sesi geldi: “davutpaşa da oldukları ne kadar da belli değil mi?, hi hi!”… “Şimdi sana bi dönerim davutpaşa’yı görürsün” diyecektim ki neyse dedim ve çıktım gittim. Tabii bilemezdi benim bir yıldır Davutpaşa Kampüsünü görmediğimi, sınavdam çıktığımı, dalgın olduğumu…

Neyse, arkadaşıma gülerken aynı duruma düşmüştüm, cezamı çektim. 😀 Aslında arkadaşlarımın yaptığı yanlışlarla sık sık dalga geçiyorum bir süredir. İstemiyorum ama oluyor işte. 😀 Özellikle konuşurken yaptıkları hataları hemen yüzlerine vuruyordum. “Gülme komşuna gelir başına” atasözünü hiç unutmuyorum ama işte bırakamadım şu lanet huyumu. Bu akıllı kart kazasından sonra bırakırım herhalde 😀 Hay senin akıllı kartına da turnikene de…

Bu bağlantı da ekşi sözlükten. Bazı arkadaşlar sırf tepki vermiş olmak için olaya bakarken bazıları da mantık çerçevesinde değerlendirmiş olayı. Kısaca “bu insanlara iyilik de yaramıyor” denilecek entryler mevcut. Ben şimdi size kartın avantajlarını ve dezavantajlarını yada yapılan yanlış mı değil mi konularını yazmak isterdim ama boşver. Yarın başka bir sınavım var…

“Akıllı Kartına da Sana da” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir